Google+ boş mideye iki duble viski: En sıradan gün; nam-ı diğer Sevgili Günlük

22 Eylül 2011 Perşembe

En sıradan gün; nam-ı diğer Sevgili Günlük

Ve işe girme, part-time çalışma; kafa patmatma da işe yaramaz bıçak kemiğe dayandığında...
Oysa ayıktım muhtemelen bir iki gündür. Hesapta dün ya sarhoş olacaktım, ya da spora gidecektim ki Galatasaray'ın maçı olması beni caydırmıştı spordan. Maçı saat 20.00'de sanıp eve dönmüştüm. Evden çıkıp, meyhanede alacaktım soluğu. 18.45'te GalatasaraySK'dan gelen twitle, gerçekliğin farkına vardım. Maç başlamıştı...İnternetten izleyebileceğim bir link bulamayınca radyodan dinlemeye başladım maçı, ikinci yarı başladığında; yatağımdan dinliyordum.
Uyuyakalmışım... Maçın radyo yayınını veren iğrenç kanalın rezil Türk pop parçalarıyla uyandım. Radyoyu kapattım ve yatağa döndüm. Dile kolay, 12 saat. Uyan, duş al ve işe git...
İş bitti. Önce Bülent Abi'den aldığım biraları mideye indirdim. Ardından tekrar aşağıya indim. Apartman girişinde açılan Cafe Mola'ya uğrayıp "Bana bir köfte at, bakkala uğrayıp döneceğim." cümlesi ve soluğu bakkalda alışım... Geçtim oturdum masaya.
Aslı aradı. İlkokul arkadaşım. Hal hatır, bir de bir mekanın yerini sormak için... Bilmiyordum mekanı, Bülent Abi'ye sordum. "İbnelerin mekanı o." dedi, ilettim; biraz daha konuştuk ve kapattım. "Mahmudum ucuz viskiler geldi." dedi, "Getir." dedim; bir şişe Teyla getirdi. Aldım viskiyi çıktım. Cafe Mola'ya uğrayıp, kafa-arası yemeğimi yedim "Burası iş yapar mı, iş yapmaz mı?" muhabbeti çerçevesinde. Eve çıktım. "Slashed and I cut, I do it for you." cümlesinden fazlasıyla etkilenmiş olacağım ki o ucuz viski şişesinin etrafında kırmızı lekeler var. Beyaz fanilayı çıkarmışım, kan lekesi çıkaz diyerek.
Ve yine buradayım. En sıradan günümün sonunda, en boktan halimle. Keşke olsaydı be, keşke...
Yorum Gönder