Google+ boş mideye iki duble viski: 2016

25 Aralık 2016 Pazar

Sydney gunlukleri 3

Merhabalar,
1 yildan fazla olmus en son karaladigimdan beri.
Kisa bir 2016 guncesi gecelim...
2015 sonlarina dogruydu. Ofiste girdigim 3 ay kontratli isin sonuna gelmisiz. Cebimde para, aklimda bir sonraki adimimin ne olacagi var. Herkesin de dilinde ayni yer: Melbourne. Orada da bir eski sevgilim var. Samantha'yi aradim. Oraya gelmek istiyorum, dedim. Beni oldukca iyi agirladi, belli kiskanclik tripleri ve dengesiz hareketleri disinda... 5 gece kaldim Melbourne'de, Sam ile. Brunswick'te yasiyordu Sam. Oranin Kadikoy'u denilebilir. Sehir olarak siradandi Melbourne, City Centre yine tiksinc kalabaligi ve aptalca tasarlanmis yuksek binalariyla canimi sikmisti. Onun kaldigi yerse guzeldi, hos, kiskanclik krizlerinin ertesinde Sydney'e donunce de, uzun zamandir takildigim hatunlardan birine "Artik arkadaslarina beni 'erkek arkadasim' diye tanitabilirsin." diyerek 1 sene surecek ve son zamanlari Sam'in kiskanclikligindan bile daha zor gececek bir iliskiye adim attim. (1-2 ay kadar once bitti.).
Burada belli basli bir iki freelancer sitesinden is almistim. Video editing uzerine... Musterilerim, temiz isten cok memnun kalip beni gazladi: "Kendi ajansini kur, en azindan faturalarini tuzel bir kisi olarak yaz!". Aldigim gaz ve destekle 80 Proof'u kurdum. Sayfasi su www.80proof.co . Facebook, Twitter vs. uzerinden takip etmek isterseniz web sitesine kliklemeniz yeterli.
Isler fena ilerlemiyordu. Sinan, Turkiye'den cok yakin oldugum, neredeyse 10 senelik arkadasim da Sydney yollarina dusmeye hazirlaniyordu ki, 80 Proof'tan ona bahsetmem ile iyice keyiflendik. Web sitemizi tasarladik, kartvizitler basildi. Ben hazirdim, o da gelince her sey hazir olacakti.
Haziran'da Turkiye'ye gittim, arkadas, aile gormek icin. Sanirim hayatimda gecirdigim en agir ve zorlu tatillerden biriydi. Patlayan bombalar ve sergilenen darbe tiyatrosu disinda, insanlari gormenin bir sorumluluk haline gelmesi, Sydney'e aldigim donus biletinin vize bitimimden sadece 20 gun once olmasi ve suresiz oturma izni almak icin her seyin pamuk ipligine, yani uc saatlik bir Ingilizce sinavina bagli olmasi canimi sikiyordu cok. Sinava Avustralya'da 2 kez girip basarisiz olmustum. Turkiye'de 3 kez girecegimi tahmin bile edemezdim...
Game of Thrones'un 9 ve 10. bolumlerine denk geliyordu, benim sinav icin tatilde bile ekstra efor sarf ettigim gunler. Alkol ve sigara girla... Cunku cok canim sikiliyor. Cunku, o sinav olmazsa, 10 gun icinde her seyimi toplayip donmek zorunda kalacagim yer "Yeni Turkiye" ve Turkiye'de gecirdigim ilk 3 gun bile bana Sydney'i ozletmis. Jon Snow'un tek basina kaldirdigi kilic vardir ya "picler savasi" sahnesinde, o halde hissediyorum.
Son sinava girdigimde bir otelde kaliyordum, bir kadinla birlikte. Uzun hikaye fakat surekli kavga ediyorduk. (Evet, sadik kalmadim aslinda icinde bulundugum iliskiye.) Girdigim son sinavin sonucunun gelmesi, eve, yani Sydney'e donus biletimden 3 gun once oldu. 83/90... Bitmisti. Hicbir sikintim kalmamisti. Artik oturma izni cepteydi resmen. Kadin, dustaydi sonucu aldigimda. Banyoyu bastim, her tarafim kopuk, birlikte kutladik.
Sonrasinda dustum yine Sydney yollarina... Havaalanina Sinan'in Sariyer'deki evinden varisim 2.5 saat surdu, Basin Ekspres Yolu kapali oldugu icin. Pasaport kontrolde cilgin bir sira var. Diyorum kendi kendime, her sey bir adim ("one step at a time"). Sakin durmaya calisiyorum. Beyin yoksunu sigirlar kendi aralarinda problem cikartiyor, yurtdisi cikis pulu almaya kosturuyor biri, "yerimi tutar misin" diyerek, otekiyse elindeki valizin kabin valizi olamayacak kadar buyuk oldugunun farkina sira kendine gelince variyor. Boncuk boncuk terliyorum, ama tekrardan sakinlesiyorum. Her sey bir adim... "Sadece kendini ucaga at." Pasaport kontrolundeki polis memuru "Buyrun." diyor her seyi inceledikten sonra. Ucaga adim attigimda arkama bir kez daha bakiyorum. "Iyi bak kendine Turkiye." Soyle bir sey yazmisim o gun...
"Gorusebildigim veya gorusemedigim, Turkiye'de yasayan degil, yasamaya, nefes almaya calisan tum ailem ve arkadaslarim... Yine vaktidir, yine gidiyorum ve soz, bir gun yine gelecegim. Hepinizi cok seviyorum, kendine iyi bak Turkiye."
Ucaga yetisiyorum fakat icimde bir sikinti. Kisa surede vizesi sonlanacak ve ortaligin cehenneme dondugu bir ulkeden Avustralya'ya giris yapmaya calisiyorum, ya sinir kapisindan almazlarsa? O aksam, pasaport kontrolden gectigimde Avustralyali beyaz memurun dedigini cok net hatirliyorum iste...
"Welcome back, mate!"
(Tekrardan hos geldin dostum!)
Ayni gece, oturma izni icin davetiyem geliyor. Gozlerim yasariyor, cunku, artik bittigini biliyorum. Artik tamamen bittiginin farkindayim! Artik cift vatanliyim. Cunku Turkiye disinda bir secenegin mevcudiyeti, mesruiyete donusuyor.
Davetiye almamin bir iki ay ardindan Sinan geliyor. Hayalini kurdugumuz tarzda iki katli bir ev tutuyoruz. 80 Proof'un islerinin yavasladiginin farkina vardigimiz anda da birer is buluyoruz, maksat yazi (Aralik, Ocak, Subat) gecirmek... Sydney'de keyifler bildiginiz gibi oluyor finalde ve, Avustralya'dayim. Irkciligin yukselise gectigi diger batili ulkelerden birinde degilim. Ulkeme, dogdugum topraklara cok uzagim fakat dogdugum topraklardaki kaosa ne kadar uzak olursam, benim icin o kadar iyi, bunu biliyorum.
Anlatabilecegim uzun bir hikayem yok, acikcasi. Bir iki paragrafa sigdirabildim kisa hikayemi. Burada yasamak cok seyi degistirdi, benim icin. Bir fare deligine kapanip bira sigara esliginde yazmiyorum artik. Turkce yazmayi kestim hatta. Darlaniyorum, bosa karaladigimi dusunuyorum Turkce yazdiklarimi artik, cunku, donmeye niyetim yok. Biraktim, tamamen. Serbest dususte bir Yeni Turkiye hayati yerine, zorladigim takdirde serbest yukselise gecebilecegim bir ulkede yasayacagim hayat cok daha cekici geliyor.
Daha adil, daha az geleneksel, daha rahat bir hayati sectim.
Istediginizi diyebilirsiniz arkamdan ama ben bu iste yokum artik.
Guclu insanlar, Turkiye'de veya kactiginiz ulkede guclu kalmaya devam edin ve unutmayin, hic biriniz o fake Cem Boyner mail'indeki gibi yerlestiginiz ama dogmadiginiz ulkede tuvalet temizlemek zorunda degilsiniz.
Bir ara, yazarim yine. Iyi bakin kendinize.
Eyvallah!