Google+ boş mideye iki duble viski: Sigara alışkanlığı, Freud ve İçgüdüler Üzerine

2 Ocak 2013 Çarşamba

Sigara alışkanlığı, Freud ve İçgüdüler Üzerine

Yeni yılda ev arkadaşımın en büyük adımı, sigarayı bırakmak oldu.
Düşe kalka bırakıyor 2. gününde yeni yılın.
Ben de sabah uyandığım anda yeni zamı gördüm ve "Tamam, benim vaktim de gelmiş artık." dedim. Ancak bunu söylerken de ufak bir teorim var açıkçası...
Öncelikle, sigarayı bırakmak; kesinlikle iradeye ya da sağlıklı yaşama dayalı olarak verilecek bir karar değildir. Tabii, ergen veya ergen-sonrası durumunda bir veletten bahsetmiyorsak. Sonuçta, karakteri yeni yeni oturan bir adam ya da kadın; gayet ilgi çekmek adına da sigarayla yatıp sigarayla kalkabilir. Çünkü ilgi çekmek için yapılan her şey mübahtır belli dönemlerde. Dolayısıyla az sonra yazacaklarım, tamamen "sigara tiryakileri" ile alakalı bir analiz.
Freud okur musunuz? Ya da herhangi bir şekilde kitap okur musunuz? Umarım okuyorsunuzdur çünkü makaleler ve belgelerle, Kılıçdaroğlu misali destekleyemeyeceğim tezimi şu an. Fakat, Freud'un bir teorisi vardır, içgüdüler üzerine.
İçimizde yaşam içgüdüsü olduğu kadar, ölüm içgüdüsü de taşırız. Çünkü bilinçaltımız, bu şekilde programlanmıştır. Yaşam içgüdüsünü temele oturtarak neler yaparız? Yemek yeriz, spor yaparız, uyuruz, sağlıklı yaşamaya çalışırız. Kısacası, aptal kişisel gelişim kitaplarında gördüğümüz her şeyi yaparız. Peki ölüm içgüdüsü  bize neler yaptırır? Alkol, tütün, uyuşturucu tüketimi; kafein bağımlılığı, manik depresif insanlarda kendine zarar verme dürtüsü sonucu yaralar... Örnekler çoğaltılabilir. Ancak burada bahsetmeye çalıştığım şey o kadar karmaşık değil.
Ölüm içgüdüsü, yaşam içgüdüsünden daha baskın olanlar; genellikle mutsuz insanlardır. Mutluluğu herhangi bir alkol cinsinde, bir uyuşturucu maddede ya da kendine herhangi bir şekilde zarar verecek bir eylemde ararlar.
İşte bu yüzdendir ki, iradesi güçlü olanlar değil; mutlu olanlar sigarayı bırakabilir. Çünkü ona ihtiyacı olmadığına kendini inandırabilir, dik durabilir ve yaparken mutlu olduğu şeyleri yapar. Basit bir denklemdir bu.
Peki ya mutsuzlar? Onlar, denerler sadece. Onlar için, sigarayı bırakmak; sadece bir teşebbüsten ibaret olur genellikle. Tıpkı attıkları diğer "değişim"adımları gibi. Spora başlamak, yeni bir programın dilini öğrenmek, kariyerleri konusunda farklı bir adım atmak gibi... Bunların hepsi, mutlu olma arayışıdır. Kimi başarılı olur, kimi başarısız. İnsan kendini sevmek zorunda değildir, fakat insan kendini kabullenmek zorundadır. Kendini kabullenemeyen ya da kendine tahammül edemeyen insanın sonu ise intihardır. Çünkü intihar, kendine verebileceğin en büyük zarar olmakla beraber, çevrene ne kadar bencil olduğunu gösterebileceğin en büyük yoldur.
Hoşgeldin 2013...


Yorum Gönder