Google+ boş mideye iki duble viski: Akşamdan kalma tesirli metropol notları 17

5 Aralık 2012 Çarşamba

Akşamdan kalma tesirli metropol notları 17

Rahattı.
Harika bir şirkette çalışıyordu ve harika bir pozisyonda.
Hayır, hikayenin gidişatı düşündüğünüz gibi değil. Tanışmadık bile. Altı üstü saçma sapan bir sitede karşılaşmıştık. Orada benim bulunma sebebim barizdi. Hızlı ilişki, yeni bir beden belki bir çift iri göğüs. O sitede bulunma sebebimi asla sakınmadım, sakınmam da, çünkü herkes gibi benim de ihtiyaçlarım var. Kendi iç hesaplaşmaları arasında bu denli kaybolmuş bir adam olsam da; dedim ya ihtiyaçlarım var.
Velhasıl, Facebook'lar alındı, tarandı ve yazının başında bahsettiğim verilere erişildi.
Güzel değildi, hatta vasat altıydı.
Önce en yakın arkadaşıma gösterdim onu. Yorumu netti. "Bu kadın bu şirkette çalışıyorsa öküz yüküyle para kazanıyordur, bence yürü." Halbuki hiç bir şey arkadaşımın yorumu kadar net değildi. Uzak hissediyordum.
Yakınlaşmaya çalıştığım çoğu şeyin ucundan tutmuştu göğsüne yaptırdığı dövmeyle ve mükemmel akademik kariyeriyle. Dayanamadım sordum, "Neden böyle bir siteye takılıyorsun?" Cevabı basitti: "Ben medyacıyım, sosyal medyacıyım ve bunların içinde olmam gerekiyor."
Bu diyaloğun ardından biraz zaman geçti... Belki bir haftaydı, belki bir iki üç dört gündü ve sonunda onun, benzer nitelikte bir sitede profilini görmüştüm. Şu, yurtdışı menşeili, Erasmus öğrencileri ve Türk abazanları barındıran cinsten bir site. Orada da profili vardı, şakayla karışık sordum:
-Burada profilin neden var? Sosyal medya mecrasıyla ilgili mi?
-Hayır, 2 sene İspanya'da yaşadım; bu site sayesinde bir çok....
Cümlenin sonunu hayal gücünüze göre tamamlayabilirsiniz. Aslında bağnaz sayılmasam da, cümlenin sonunu kafamda çoktan tamamlamıştım. Cümle şöyle bitiyordu; "Evet ben yurtdışında kaldım."
Kan beynime sıçradı, kıskançlığın temelini veya zirvesini yaşıyordum. Benden iyi binlerce insan olabilirdi etrafımda, benden akademik olarak daha iyi yerlere gelmiş ya da sosyal olarak "10" numarayı sırtına geçirmiş; ancak ikisini bir arada yaşayabilmiş herhangi birine tahammülüm olamazdı.
Fakat o "Uyan."bir kez daha, sakin sakin çınladı kulağımda. Farkettim, öğrendim, anladım ki; ben o melankolinin içinde boğulmaya, problemleri gözümde büyütmeye devam ettikçe onlar büyüyecekti ve büyüyecekleri eksen belliydi. Onlar, basurdan çeken bir anüsün içinde büyüyen bakteriyel yumruydu; bense o yumruyu maket bıçağıyla kesen ancak kestikçe de hastaya acı veren; pislik doktordum.
Az kaldı, neşterle vurulacak iki darbe ve bitiyoruz.
Yurtdışı seyahatleriniz,
Pozisyonlarınız,
Havalı olduğunu düşündüğünüz gece kulüplerindeki içki fotoğraflı "check-in"leriniz,
İş görüşmelerindeki "kahveleriniz",
Gün gelecek, bir neştere bakacak.
Çünkü o neşter, er ya da geç birinin derisinden içeri girecek. Ya benim, ya sizin...
Yorum Gönder