Google+ boş mideye iki duble viski: Akşamdan kalma tesirli metropol notları 10

11 Kasım 2012 Pazar

Akşamdan kalma tesirli metropol notları 10

Yaptığım hesaplara göre İstanbul'da yaşadığım işkence, 2013 yılı Ocak ayında bitecek; her şey yolunda giderse. Aslında her gün evinin özlemini çeken bir adam olmadım. Ancak bu şehir kadar nefret ettiğim başka bir yer de olmadı hayatımda. Örneğin Adana'ya ailemle beraber, sadece akraba ziyareti ve bayram ziyareti için giderdik ben küçükken. Ancak orayı bile severim; kolundan tutulup zorla götürülen çocuk olsam da.
Buraya gelmek birazcık zorunluluktu. İyi bir üniversite, iyi bir bölüm ve umulan zaman cetvelini uzatarak yaşanan bir üniversiteli hayatı... Arada sırada kadınlar, onların yaşattığı acılar, yozlaşmış insan ilişkileri üzerine yapılan gözlemler ve insanların anlata anlata bitiremediği; ancak asla içinde hissedemediğim gece hayatı. Bunları kazanmıştım İstanbul'da yaşadığım süre boyunca. Artık ciddi ciddi dönüş planları yapıyorum. Evimde iş yok, evet. Evimde eğlence bazında İstanbul kadar çoğul alternatifler de yok, evet. Evimde, gerçekten evimde olacağım ve kiminizin bahsettiği "hafif meşrep" karakterim orada vücut bulamayacak yetersiz imkanlardan ötürü, ama ona bile kabul be. Zaten planlar tutarsa, yani ben bu dönem gerçekten mezun olabilirsem; diplomayı aldığım gün(mezuniyet törensiz diploma) evde ne var ne yok satmış; elinden çıkarmış, uçuş kartı ve kimliğiyle Atatürk Havalimanı'nın kapılarından birinde, bir sürü bavulla uçağının gelmesini bekleyen bir adam olacağım.
Fikri bile içimi ısıtmaya yetiyor. Belki sadece bir değişiklik arıyorum, belki de gerçekten işler yolunda giderse okulda ve İstanbul'da geçirdiğim tecritten kurtulacağımı düşünüyorum. En ince kısım ise şu; zaten Haziran ayında; gideceğim. New Jersey, Amerika Birleşik Devletleri durağım olacak. Tutunabilirsem tutunacağım. İş, yüksek lisans; elimden geldiği bazda kovalayacağım. Muhtemelen hiç bir şey olmayacak ve "yurtdışı seyahat engeli" maddesinde "klik" koyduğum bir işi kovalayıp, Türkiye'den uzaklaşmayı deneyeceğim.
Manevi açıdan ise, sadece evden; ailemden, Mersin'nden uzaklaşmam biraz sinirlerimi bozabilir. Öyle ya da böyle; neden buraya gelecek planlarımı yazdığımı soracak olursanız;
Saçma sapan şehrinizden de,
O saçma sapan şehir üzerine yazdığınız şarkılar ve şiirlerden de,
Müzmin basit zevklerinizden de,
Anlata anlata bitiremediğiniz gece hayatınızdan da,
Instagr.am fotoğraflarınızdan da,
Göçmenliğinizle övünmenizden de,
Bomboş aşklarınızdan ve o aşklar sebebiyle oturduğunuz rakı sofralarından da,
"Kaybedenler Kulübü" gibi bir yakayı barındıran, "yaka" faşizminizden de,
Teyzelerin gözümün içine bakarak yer istediği ve beklediği toplu taşıma araçlarınızdan da,
"Ama her şeye rağmen çok güzel" dediğiniz İstanbulunuz'dan da;
tiksiniyorum.
Türkiye sınırları dahilinde kaldığım süre boyunca yaşamak isteyeceğim tek yer muhtemelen Mersin olur. Belki hakikaten işler yolunda gitmez, Amerika bazında gerçekleştireceğim yolculuk; sadece Beylikdüzü'nden batıya yaptığım ilk ve tek yolculuk olarak kalır ve tatil bazında geçer. İş bulamam yurtdışında, -şantiye işleri dahil- ve Türkiye'de yaşamak zorunda kalırım vs.
O zaman ne yapmam gerektiğini, o zaman düşünürüm fakat İstanbul'da yaşamayacağıma eminim. Ne onu hatırlamak isterim, ne onun gibi bir sürüyü... Yeni nesil, İstanbul'da hiç bir şey yok ve boşa çalışıyorsunuz. Aynı nesilden olduğum insanlar ve bir üstlerim; bir hiç uğruna tüketmişsiniz hayatınızı.
Eyvallah, şimdiden.

NOT: Sana tek bir konuda teşekkür ederim İstanbul. O da izlediğim Galatasaray maçları ve Ali Sami Yen Stadyumu.
Yorum Gönder