Google+ boş mideye iki duble viski: Glikozla kuvvetlendirilmiş mısır tarlalarındaki anason aroması 9

5 Nisan 2013 Cuma

Glikozla kuvvetlendirilmiş mısır tarlalarındaki anason aroması 9

Yarın, 6 sene önce DD ile verdiğim dersi, not ortalamam mezun olmaya yetmeyeceği için tekrar almamdan ötürü bir sınavım var. (MAT101E) Hesapta bugün çalışacağım için, sabah sekizde yattığım halde, öğlen birde, birlikte ders çalışacağım arkadaşım, Can tarafından uyandırıldım. Can benim yatağımda uyuyakaldığı için, salonda yattığım kanepede, beyaz tenli, İrlanda asıllı, çilli bir Amerikalı kadın uyuyordu. Uyanmamak için en büyük sebebim sayılabilirdi; ama arkadaşımı da satamazdım.
Yavaşça doğrulup mutfağa geçtim. Sigara altı olması amacıyla tost yaptım ve odamda, bilgisayar başındaki Can'ın yanına çöktüm. Ağzımdaki iğrenç tadı, "sağlam adam" etiketini en çok hak edenlerden biri olan arkadaşımın; üşenmeyip markete inip aldığı meyve suyu ve suyla bir nebze giderdim. Toparlanıp duşa girdim ve hesapta hazırdım çalışmaya. Bir bir buçuk saat çalıştıktan sonra yatağıma sızmadan önce son bir sigara yakmaya çalıştım. Lucky Strike'ın kırmızısı kalmadığı için, siyahıyla idare ediyordum ve çamur gibi olan ağzım; mentol istiyordu. Elimin titremesinin ulaştığı boyutları, bir pipet tuttuğumda ya da mentollü olması için Lucky'yi çıtlatmaya çalıştığımda anlıyorum genellikle. Can çıtlattı.
Ben sigaramı içerken; "Günaydın." dedi ve torlanıp toplanıp gitti Amerikalı kadın. O esnada Can da Team Fortress 2 oynuyordu. Plan yapıldı, Can'ın kız arkadaşı sular seller gibi matematik bildiğinden ötürü, karşıya, onun yanına gidecektik saat 6.30 gibi... Biraz kestirmek amacıyla yatağa girdim, sızmışım...
Can, beni aynı gün içinde ikinci kez uyandırdığındaysa; bir titreme krizine girdim. Neden, nasıl oldu bilmiyorum ancak titreye titreye kalktım ve heyecan, kan ter içindeydim. Yüzümü yıkayıp suratıma baktım. Evet, bu rezalet halimle de olsa çalışmalıydım ve önceki gece sabah ezanından sonra bile uyumamak; ağzıma adeta sıçmıştı.
Yola koyulduk, ders çalıştık ve eve dönüş yolu boyunca; yazar olursam gerçekleşebileceklerin üzerine kurduğum hayaller ve güzel bir kadının kollarında uyuma fikriyle shuffle'dan neşeli neşeli şeyler dinliyordum. Yolda ev arkadaşıma denk geldim, "Emma bu gece gelmeyecekmiş, haberin olsun." dedi. 1-0...
İçmemeliydim, ertesi gün sınavım vardı ancak Tekel Bayii'nin önünden geçerken uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı yapışıverdi kulaklıklara. "Nefesini Tut"... Koray Candemir'in, zamanında yaptığı son çırpınışlardan kaliteli olanı... (Kargo'nun dönüşü çok rezildi.) 2-0...
Tekel'e girdim, bira dolabının önünde bira seçen çocuklara, "Bana da iki Efes Malt çeker misin kardeş?" dedim, biraları aldım, eve yollandım.
Abartmayacağım, içip; yatıyorum. Sırf bunu yazarken içebilecek bir şeylere ihtiyacım vardı.
Yorum Gönder