Google+ boş mideye iki duble viski: Anıtkabir? Bir daha asla gitmem.

10 Nisan 2011 Pazar

Anıtkabir? Bir daha asla gitmem.

Bir önceki yazıda, Ankara'ya gidişimizin bahsini döndürmüştüm. Her dakikası keyifliydi, ta ki Anıtkabir'e gidene kadar.
Çok kutsalım yoktur benim. Herkese dil çıkarılabilir lügatımda, iki kavram dışında. Biri Atatürk, biri de ailedir.
Atatürk'le ilgili insanlarla saatlerce tartışabilirim, putlaştırılmasına karşı çıkarım ancak kimi çevrelerce sadece hataları ve egosu üzerinden prim yapılmasınaysa ayrıca sinirlenirim. Evet, hata yapmıştır. Çünkü evet, O DA BİR İNSANDIR.
Benim sevgim, ne aileme, ne ilkokul kitaplarında defalarca anlatılan Atatürk anılarına dayanır... Evet, ailem ilericiydi ve Atatürk konusunda -özellikle babam- fazlasıyla bilgilendirmişti beni, hayran olmamı sağlamıştı. Öte yanda ilkokul kitaplarında bir yarı-tanrıdan bahsediliyordu adeta.
Bu manipülasyondan ziyade, kapsamlıca araştırmam ve hatalarıyla onu anlamam etkili olmuştu onu sevmem konusunda. Ama Anıtkabir'e yaklaşık on beş yıl sonra tekrar gitmem dünyamı yerle bir etmişti.
Evet, bir kısmı hala çocuktu ziyaretçilerin ve bağıra çağıra gezmeleri, gülmeleri, dünyanın en zor işini severek yapan ve 10 Kasım'larda buz kesmiş halde gözyaşı döken askerlere "Cansız lan bunlar!" yakıştırması yapan çocukları yargılamıyordum. Ancak, Facebook profil fotoğrafı yapmak için, bırakın Aslanlı Yol'u, Atatürk'ün kabri olduğu iddia edilen(sanırım Emin Çölaşan, aslında onun kabrinin farklı bir yerde olduğunu anlatmıştı zamanında, o yüzden iddia edilen yazdım) kısmın önünde bile sırıtarak poz veren tipleri görünce içim sızladı.
Türbanlılar veya başı kapalı olanların ziyareti bile bu kadar sinirlendirmemişti beni. Neden? Gerçekten soruyorum, neden? Benim kutsalım, başka birinin değil belki ama -katılın veya katılmayın- hayatlarımızın derinden etkilenmesini sağlayan bir liderin kabrine neden fotoğraf makinelerinin, kameralı cep telefonlarının sokulmasına izin veriyorsunuz ki? Hayvanat bahçesi değil burası! Üzülmüştüm, hatta dünyam başıma yıkılmıştı... Ki Ankara gezisinin veya çılgınlığının tek üzen yanı buydu. Lanet etmiştim... İnsanlara, bir kez daha...
Yorum Gönder