Google+ boş mideye iki duble viski: 22/23

21 Temmuz 2012 Cumartesi

22/23

Geçen sene güzeldi, 22 Temmuz'da 22 yaşına basmıştım. Ayağımı da pek çekmek istemiyordum. Güzel yaş sonuçta, ergen hallerin devam ederken, elinin ekmek tutması gereken yaşa bir adım kala. Bu yazıyı doğumgünümü kutlayın diye yazdığım da düşünülmesin, annemin doğumgünümü kutlayışı dışında beni enteresan bir kutlama olmadı hayatım boyunca. En güzel dilekler, en güzel yorumlar hep ondan geldi. Bunu yazıyorum, çünkü gelecekte bakıp; hatırlamak istiyorum 23'te yaşadığımı...
Kimine boş gelecek, kimine dolu dolu; ancak yeni yeni kurmaya başladığım hayatın alt üst oluşu trajiktir... Ben zaten hiç tutunamadım ya, neyse... Vaka üstüne vaka, olay üstüne olay ve sonunda kendi hatalarından ders alamayan ben, yine evdeyim; içiyorum tek başıma, sıcakta; yaslanmış, dayanamaz halde, veya kaldıramaz halde artık belli başlı olayları, insanları...
İlk mevzu basitti aslında, sadece telefonumu çaldırmıştım. Daha doğrusu takside unutmuştum, uzun süre kendi numaramı aramış ve sonunda "Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor." sesini duymuş, telefonuma güle güle demiştim.
İkinci mevzu birazcık planları değiştirecek cinstendi. Haftada üç gece çaldığım bar, haftada ikiye indirmişti beni ve ev arkadaşı aramak zorunda kalmıştım. Garanti değildir hayatta hiç bir şey, ve bunun bilincinde olmak gerekir. Bilinçlenememiştim bu garanti olmama konusunda... Üstüne bir de Ramazan başladı ve barın terası, yani çaldığım yer kapandı. İşsiz kaldım.
Üç numara da kolaydı, atlatması kolay cinstendi veya... Uzun süredir birlikte olduğum, daha doğrusu yatıp kalktığım bir kadından aldığım bir mesaj, kolay olacaktı çünkü bunun geleceğini tahmin ediyordum az çok. Mesaj mı? Mesaj şuydu:
"yeterince düşündüm bence artık yazabilirim. net olucam.
halihazırda yaptığımız şeyleri artık yapmak istemiyorum ben. daha önce bu kadar gözüme batmamıştı. çok kafaya takıyorum aslında ama çaktırmamaya çalışıyorum, niyeyse.
dün sevişmeye değil de, resmen beni sikmen için gelmişim gibi davrandın mahmut. belki güzel bulmuyorsun, belki akıllı bulmuyorsun ama senin zevkine uymamam benim de zevklerim olmadığı anlamına gelmez. tavırlarımdan ve benden hoşlanmadığın çok açık, dolayısıyla sevişmek gelmiyor içinden boşalmak oluyor tek niyetin. Benimle sevişmeye ya da bana katlanamıcaksan da hiç yapmıcaksın. Yapacaksın aslında ama ben adam olup yapmıcam artık. Yine de bunun için sana hönküremem çünkü sen zaten böyle bir adamdın, bu belliydi- aksiymiş gibi göstermeye çalışmadın kendini. sadece yersiz yere sevgi gösterme isteğiydi bendeki, halbuki ihtiyacın fln yok böyle bi'şeye.
velhasıl sana karşı kötü bi'şey hissetmiyorum ama seninle ilgili konularda kendimi kötü hissediyorum, kullanılıyorum ve mümkünse azıcık değer gördüğümü hissettirecek birini istiyorum artık. en azından yan yana yatarken yanlış anlıcak diye sarılmaktan dahi çekineceğim birini değil. geriliyorum. yine de evini açtın, ettin, iki hoş sohbetimiz olmuştur teşekkür ediyorum. kendine de iyi bak, coşma çok.
hadin eyvallah.."
Dördüncü ise akıl sınırlarını zorlayacak cinstendi.
http://bosmideyeikidubleviski.blogspot.com/2012/07/summertime-veya-fulya-gunlukleri-2.html
Şurada bahsettiğim kadınla yatmaya devam ediyordum. Ve yakın arkadaşım da sormaya devam ediyordu... Hem yakın arkadaşımın, hem de yattığım kadının kıçını kollamak istemiştim ve arkadaşıma yalan söylemiştim. "Siktin mi lan karıyı?" sorusuna defalarca "Hayır" yanıtını vermiştim. Evet, zamanında "Ben sevişmem, sikerim" şeklinde çıkışlarım olmuştu ancak bu sefer amacım, ikisini de korumaktı. Çünkü aynı barda çalışıyorlardı ve arkadaşımın; mevzu bahis kadınla yatması tüm barın ağzındaydı. Bir de bu kadınla benim yattığım duyulursa, hem arkadaşım; hem de kadın zor durumda kalacaktı. Yalan söyledim, yalan söyledim ve yalan söyledim. Defalarca sordu, hepsinde yalan söyledim.
Sorular terletmeye başladığında ise, kadın; bana daha fazla benimle takılmak istemediğini söyledi; buna son vermeliydik onun nazarında. Daha fazla sarpa sarmamak için kabul etmiştim. Ancak arkadaşımda aradığı şeyi bulamayan -sabah öperek uyandırmak, sadece takılıyor olsan bile onunla; ona kendini özel hissettirmek, sarılmak, elele tutuşmak veya öpüşmek; kısacası "romantizm"- kadın, bende aradığını bulmuştu ve bırakmaya bir anda karar vermişti. Tamam, bırakalım... Peki bıraktıktan sonra ne olacak? Kadın söyleyecek, anında yetiştirecek yakın arkadaşıma mevzuyu... Muhtemelen yatmaya devam edecekler, ve ben aradaki kişi kalacağım... Bunu görememiştim. Ve yaklaşık iki saat önce arkadaşım, beni yalan söylediğim için asla affedemeyeceğini söyledi. Bu, kaldırması güç bir şeydi çünkü aynı barın arkasındaydık ve ben çalarken, o içkileri hazırlıyordu. Neden kadına güvenmiştim, veya neden kadının ricasını kırmayıp arkadaşıma söyleyememiştim; bilmiyorum. Kadın benim için ideal miydi, şu olaydan sonra kesinlikle hayır bu sorunun cevabı da, döndüm dolaştım ve yine sırtımı duvara yasladım.
Ve evet, biliyor musunuz? Bugün benim doğumgünüm. Ancak bu kadar olayın üstüste binmesi, hayatıma kastetmesi ilk kez karşılaştığım bir durum değil. Sadece manidar, özellikle son olayın bu gece hepsinin gerçekleşmesi... Doğumgünümü zehir edemediniz yine de. Bu kısımda Game of Thrones ile ilgili biraz spoiler olacak belki, ancak ibaresiz yazacağım. İkinci sezon dokuzuncu bölümden bir sahne, hepimizin küfrettiği Lannister'lar kuşatma altında, ve kadın; çocuğuna bir öykü okur; aslanlarla ilgili... İşte oradaki çocuk benim. Düşeceğim, sürükleneceğim, çırpınacağım, dibi göreceğim ancak asla "bitmeyeceğim". Kendi vicdanım yüzünden veya kendi karakterim yüzünden yaptığım hatalar olsa da, ben; benim. Ve hep, "ben" olarak kalacağım.
not: annem, dayımla sevişmiyor.
http://www.youtube.com/watch?v=B1zViyQLor4

Yorum Gönder