Google+ boş mideye iki duble viski: Çakma Bukowski Öyküsü FİNAL

25 Haziran 2009 Perşembe

Çakma Bukowski Öyküsü FİNAL

Adamlardan, zayıf, gür bıyıklı, sırtında atlet, kafasına t-shirt bağlamış olanı seslendi;
-Öğrenci misin?
-Evet usta.
Bunu söylerken kesik sorular ve kısa cevaplar sürecinin başladığını bilmiyordu.
-Hangi okulda?
-İstanbul Teknik Üniversitesi.
-Hangi bölümde okuyon?
-İnşaat mühendisliği.
-Kaçıncı sınıf?
-3 bitti işte usta.
-4. sınıfsın yani?
Ağzını açmaya yeltenirken orta yaşlı, göbekli ve bir dal uzun Marlboro'yu kulakarkası yapmış olan;
-Tabii ki 4 olacak lan salak. 3'ten sonra 4 gelir çünkü.

"Allahım ben nasıl bir işe giriştim? Zeka yaşı 6'yı geçmeyen adamlarla başbaşayım. Sigaraları da bitti ama pezevenkler iş yapmamak için muhabbete sarmaya çalışıyorlar. Aklımı sikeyim aklımı..." diye homurdandı içten içe.

-Prof olmak için ne yapmak gerekiyor? dedi yaşlıca olan, kamyonlar karlı.
-Bilmem ki usta. Bir dolu prosedürü vardır. Yavaştan başlasak olur mu?
-Abdullah! Hadi kalkın çocuğun işi gücü vardır.

Adamlar, eşyaları Halil'in yönlendirmeleriyle yerleştirmeye başladılar. Taşınma işlemi bitmek üzereydi ancak Melis hala dönmemişti. Bu herifler sonuçta para da isteyecekti ama Melis yoktu, cebinde para da yoktu, hatta parlak basketbol şortunda cep de yoktu... Anahtarını kapıp çıkmıştı evden...
-Bak hele yiğenim!
Kamyonlar kralının sesiydi bu...
-Buyur usta.
-3 5 parça bir şey kaldı. Ödemeyi sen mi yapacan?
-Yok usta. Sizinle birlikte gelen kız yapacak. Zaten ben bir üst katta oturuyorum.
-Ee, biz şimdi karıyı mı bekleyeceğiz? Gür bıyıklıdan çıkmıştı bu soru.

Bir an her şeyi unutup, bu adamlarla ne kadar çok ortak noktası olabileceğini düşündü... Sonuçta "Karı olsun, çamurdan olsun, sikmeyen ibne olsun" felsefesiyle hareket eden homosapienslerdi bunlar. Kendisinin de pek farklı olduğu söylenemezdi. Öte yandan "karı" diyorlardı kendi aralarında konuşurken bir karşı cins mevzubahis olduğunda. Düşünse daha ne ortak yönler çıkacaktı kim bilir...

-Birazdan gelir usta. Durun ben size su getireyim, yorulmuşsunuzdur.

Bir koşu eve çıktı. Göt cebinde ezilmiş Winston softunu ve yakınca üstündeki kadın figürünün bikinisinin ortadan kaybolduğu pezevenk çakmağını almayı da unutmadı 5 litrelik şaşalla plastik bardak indirirken aşağıya...

Sessizlik, plastik bardağın doldurulurken çıkardığı blop blop sesiyle yarılıyordu ara ara. Onun dışında ter kokusu, asık suratlar ve sararmış dişler apartmanın girişinde tam bir feng-shui oluşturuyordu.

Melis ufukta göründü. Bir bardağı, daha doğrusu bir şat bardağını anca doldurabilecek göpüsleri yüksek bir frekansta zıplıyordu koşar adım yürürken. Şoföre yaklaştı;
-Beyefendi buyrun paranız. Kusura bakmayın geciktim.
-Biştik burada bacım ba. dedi şoför ve toplanıp yola koyuldu "Satılmışoğlu Nakliyat" kamyonu...

-Ya, Halil... Gerçekten çok özür dilerim bir türlü düşüremedim Mısır'a. Nedenini de bilmiyorum. Gerçekten çok özür dilerim.
-Önemli değil. Halledebildin mi bari sonunda?
-Evet evet hallettim.
-Neyse geçmiş olsun. İstersen bakalım eve, yerini değiştirmek istediğin ağır eşyalar olursa birlikte çekeriz.

Böyle bir teklif yapabildiği için kendine şaşıyordu. "Keşke kolsuz bir şeyler giyseydim. Kol kaslarım, terli vücut... Hoop seks olurdu. Aksilik..." diye düşünürken Melis:

-Ama çok yordum seni.
-Yok yok önemli değil. Sadece adamların başında durdum, dedi ve gülümsedi.

Birlikte yukarı çıktılar. Melis önden giderken, Halil de Melis'in çatalına bakmayı ihmal etmedi tabii.
-Aaa, tam istediğim gibi. Salon konusunda da zevklerimiz yaklaşık olarak aynı hihi. Çok teşekkür ederim.
-Lafı bile olmaz. Ev arkadaşının odasına eşyaları yığdık. Sorun olur mu?
-Yok zaten o evine gitti. 1 ay kadar yok.
-Peki. Ben artık gideyim öyleyse...
-Ya, otur biraz. Sonuçta o kadar başında durdun adamların, oyaladın onları. Hem hiç bir şey yok gibi görünebilir ama iki üç ithal biram var eski evden. İçelim beraber.
-Olur.
İyice coşmaya başladı. Şimdi olmasa bile ileride kesin bir şey olacaktı, buna emindi.
-Ama önce ben bir tuvalete gideyim, ok?
-Tamam ben de kolilerden bulayım biraları.

Vücudundaki boşaltım sistemi, aç karnına içtiği sigarayla hızlı bir biçimde çalışmaya başlamıştı. Ancak sıçmaya fırsat bulamamıştı bir türlü ve bırakmayı planladığı kütle, baş göstermişti. Hemen tuvaletine girdi yeni taşınılmış evin. Oturdu ve kendisini bekleyen sürprizden habersiz, bırakıverdi. Daha sonra gözleri, kıçının kıllarına asılmış komando bokları silebileceği bir rulo tuvalet kağıdı aradı. İşte o an dank etti kafasına. "Aşkın gözü kördür, yeni taşınılan evde tuvalet kağıdı mı olur amuğa goyim" dedi. Terlemeye başladı... Ne anlama geldiğini bilmeden "Ya hevro ya mevro" diyip çekiverdi don ve basketbol şortundan oluşan kombinasyonu. Sifona asıldı. Tık yoktu su vanası açılmamış olduğu için. Dolayısıyla şimdi ciddi anlamda bir problem vardı.

Beş dakika kadar "Melis'e seslenmeden bu sorunu nasıl çözebilirim" diye düşünüp bir beş dakika kadar da Melis'e tuvaletten durumu nasıl anlatabileceğini düşündü. Cesaret edemiyordu. Melis'in evine kendini davet ettirebilmişti kızın, ama bu kokunun yanına bile yaklaşmaması lazımdı Melis'in. Zaman tik tak ilerlerken gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı ve elini klozetin içine soktu. Kütleyi ileri itecek veya parçalayacak, çıkınca da elini donuna silecek ve muhabbetin ortasında "depoda bir miktar su kalmış ama suyu açayım ben vanadan yine de" diyecek, vanayı açtıktan sonra tuvalete "çok terledim elimi yüzümü yıkayayım" bahanesiyle tekrar girip sorunu kökten çözmeyi planlıyordu. Melis'se içeriden ses gelmemesine iyice meraklanmaya başlamıştı. Tuvaletin kapısına geldi...
-Halil, iyi misin? Bayağıdır içeridesin de... diyip kapıyı tıklattı lakin kapı tam kapanmamıştı ve birazcık esinti amaçlanarak açılmıştı evin tüm camları. Bunun sonucunda da kapı tek bir tıkla aralandı... Halil'in klozetin içindeki kolunu, şaşkın ve eblek bir ifadeyle kendisine bakan sivilceli yüzünü görünce afalladı Melis. Halil'se utancından yerin dibine girdi. Açıklama yapabileceği bir durum da yoktu ortada. Kolunu klozetten çıkardı ve kahverengi sıvı taneciklerini kolundan sıçrata sıçrata koşarak evden ayrıldı.

O günden sonra da Halil'i gören olmadı.


-SON-
Yorum Gönder