Google+ boş mideye iki duble viski

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Wanted Alive

-Fazlasıyla hamarat olmaktan ziyade, ev işlerinden az çok anlayan; bir de harika yemek yapamaktan ziyade sabahları bana kahve veya kahvaltı hazırlamayı çok görmeyecek,
-Her yerde okuduğunu/izlediğini/dinlediğini satan çakma entelden ziyade, birikimli, rahat muhabbet edilebilecek,
-Dikkat çekmek için -(homo/bi)seksüel olmadığı halde çevresindeki kızlarla öpüşmeyen,
-Ailesinden ayrı yaşayan ve evine gittiğimde başımı dizine koyabileceğim; zaman zaman anaç yaklaşabilecek,
-Maymun iştahıyla keman çalmaktan fotoğrafçılığa, blog yazmaktan çizime her boku deneyip yarıda bırakmayan,
-Bebelerin gittiği(Pendor, Küçük Beyoğlu, KafePi, AsmalıMescit'in bir kısmı, Nevizade'nin bir kısmı) ortamlara gitmeyen ve ota boka(çevre masalardan birine doğumgünü pastası gelmesine) "VUUUU" diye bağırmaktan hoşlanmayan,
-Benimle izbe barlarda, blues barlarda ve meyhanelerde içebilecek,
-Konuştuğu zaman kulaklarımı tıkatmama sebebiyet verecek kadar aptal olmayan,
-Uçan kuşu bile drama çevirmeyecek,
-Hayatını ve hayatımı kompleks bir hale getirmeyecek(kısacası sikmeyecek),
-Az kaprisli, suyuma ve kimi zaman suyumdan huyumdan çok; huysuzluğuma gidebilecek,
-Yatakta iyi ve blowjob yapmaktan hoşlanan,
-Tercihen beyaz tenli, narin fizikli, geniş omuzlu, tüysüz(evet lazer epilasyondan bahsediyorum), "yüzüne bakmağa kıyamayacağınız",
-18-33 yaş aralığında(evet anneannelerle yatmıyorum),
KADINLAR ARANIYOR!

not: evet, ben "o"yum diyorsan; bunu sana armağan ediyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=lzWa8QdJ8-E
(mark lanegan-i'll take care of you)

30 Nisan 2011 Cumartesi

Ters, sert gibisinden; ikaz

61'e dayandı takipçilerin listesi ki sanırım bu benim rekorum. Boktan blogumda, her zaman bir tarafı eksik yazılar yazdım. Çünkü benim de bir tarafım eksikti her zaman, herkesin olduğu gibi...
Devrik bir denge, dalgalanıp durulmak, terso yapmaya elveriş, bozmak üzerine kurulu bir düzendi hissettiklerim her zaman bunları karalarken gecenin bir yarısı. Lakin biraz aklımı başıma devşirip en genel haliyle takipçilerimi gözden geçirdim de; şunu demekten kendimi alamadım: "siktirin gidin."
Geçen sene tipler vardı Twitter ünlüsü olmak için uğraşan; sıradan herkesi radarı içine alan ve kendisinin de o kişiler tarafından takip edildiğini gördüğü anda; o kişileri takip etmeyi bırakan. Amaçları "Bu kadar çok takipçim var, ben artık internette ünlü ve sözü geçen bir insanım." diyebilmekti. "Kim bunlar?" diyen olursa; bana ulaşsınlar, çatır çatır isim veririm.
Aynı dönem, bloglarında nasıl seviştiklerinden bahseden kadınlar vardı. Deli olurdum, çünkü bir tanesiyle(bak onun ismini hatırlamıyorum) iletişime geçmiştim ve bu kadınlara karşı öfkemi başlatmama yetmişti. Sebep ne mi? Bu kadının bir sevgilisi vardı ama başka bir erkekle sevişmeye devam ediyordu, o erkekle -tamamen açık- ve kıskanmaktan uzak, bir yatak sevdası sürdürüyordu. Akabinde bana, bu üçüncü şahsın(rahmetli Attila İlhan, bir kez daha utanıyorum ismini bu şekilde andığım için) kendisini bir keresinde çok ters bir biçimde bozduğunu söylemişti.
-Ne oldu?
-(BIDIBIDI) İşte ben de ona ikinci postaya gittiğimi söyledim.
-Ee?
-O da bana "aa sen hala ikide misin?" demişti ve onu çok kıskandım.
-...

O üç nokta yerine nasıl sayıp sövdüğümü az çok tahmin edebiliyorsunuzdur.
Şimdi, yazının başında takip edenlere neden siktirin gidin dediğimi de anlatayım.
Baktım biliyor musunuz?
Yazdıklarınıza, yaptıklarınıza... Ve sizin de aynı kalıptan çıkmış üç beş insan müsveddesinden öte olmayan kadınlar olduğunuzu gördüm. Nefret ettim. Bir kez daha...


Şimdi, hakikaten; "Siktirin gidin."

26 Nisan 2011 Salı

İstanbul Rock Festivali (Lucky 13)

http://www.facebook.com/event.php?eid=105847649498823&index=1
http://www.istanbulrockfestivali.com/
Şimdi değerli İTÜ Rock Kulübü, her sene girişi ücretsiz, alkol(bu sene alanda alkol satışı yapılmıyormuş gerçi) ve yiyecek fiyatları makul, amatör grupları destekleyen bir festival yapıyor tamamen yerli.

İTÜ Ayazağa Kampüsü'nde gerçekleştirilen etkinlik için okuldan beş kuruş da para almıyorlar, bunun yerine sponsor arıyorlar.

Bu sene de Behzat Ç.'den bildiğimiz Pilli Bebek, , Zardanadam, Kesmeşeker ve son günlerde daha "ağır abi" gruplar, Cenotaph falan sahne alacakmış. Daha önceden Rock Kulübü üyeliği yaptığım için, yıkamasını yağlamasını uzun tuttum festivalin, kusura bakmayın.

Gelgelelim; Sex, Drugs, Rock n Roll adı altında bir söyleşi de yapılacakmış. Bizim grubun üyelerini davet ettiler, biz de basçı arkadaşımızın parlak akademik kariyeri düzülmesin diye üç arkadaş, bayramda danaya girer gibi söyleşiye girmeye karar verdik. Üçümüze, bu -ekşisözlük tabiriyle- vazgeçilmez üçlüden(sex,drugs, rocknroll) birer konu verildi. Tamamen geyik amaçlı, kendi aramızda "neşeli" vakit geçireceğimiz bir söyleşi olacak; söyleşiye ayrı; festivale ayrı bekleriz.

Hadi eyvallah...

15 Nisan 2011 Cuma

Dikkat dikkat, duyuru var. Sonunda bir fanzine kapak attım.

Uzun zamandır blog yazıyorum, yazdıklarımı da buraya yapıştırıyorum az çok takip ettiğiniz üzere. Ancak bundan ne kadar sıkıldığımı da daha önce söylemiştim. Şimdi, Altay Öktem, Küçük İskender ve diğer arkadaşlarla beraber "Şorşak" isimli fanzine yazıyorum. Beni yönlendirdiği için kafkalabirenti lakaplı Sosyomat üyesine saygılar. Öte yandan, Nisan sayısı(25. sayı) için yazdığım yazı aşağıdadır. Fanzini nereden mi temin edebilirsiniz? Haydar Rock Bar'da vardır tahminim, orada yoksa da Mephisto ikinci katta bulunduğu iddia ediliyor. Eyvallah...

Kadınlar Günü Ve Diğer Tüm Özel Günler(muayyenle sabit)

-Sen annemin kadınlar gününü kutladın mı telefonla?
-Hayır. Ben de kadınım çünkü?
-Ben de kutlamıyorum o zaman.
Ablam sırıtıp geçmişti bu cevabıma. Ortadan girdim yine her zamanki gibi; başa saralım kasedi.

"Öncelikle tüm dünya kadınlarının kadınlar günü kutlu olsun vıdı bıdı bıdı bıdı..."

Veya tam tersi?

Eros'un çiçekçi olması... Doğum günü kutlamayı icat edenlerin oyuncakçı dükkanı işlettiği vs... Bunlar kapitalizmin oynadığı oyunlar üzerimizde, tüketim toplumu olmaya gidiyoruz vs vs.
Çok farklı şeyler de söylemiyorum aslında. Eros çiçekçi olmayabilir belki; ancak tüketmeye bu kadar meğilli bir canlı, işin içine; satın almaya teşvik edecek bir olay girdiğinde gerçekten coşuyor.

Sevgililer günü, doğumgünleri, yılbaşı, eğer ilkokul öğrencisiyseniz öğretmenler günü, yıldönümü, aydönümü, kadınlar günü, e yeter ama? Bahane aramıyor muyuz cebimizdekini yoktan yere harcamak için?

Aslına bakarsanız kadınlar günü ve sevgililer gününe karşı apayrı bir tepkim var.

Sevgililer gününe gösterdiğim tepkinin altında Yusuf'la İstiklal'de yürürken çiçekçilerin bize çiçek satmaya çalışması yatmıyor tabii ki. Şimdiye kadar da bir kez hariç; hiç bir sevgililer gününde sevgilim olmadı. Hatta benim "Sevgilim" dediğim kadın sayısı da iki elin parmaklarını geçmez, ömürleriyse 2 ayı geçmez ilişkilerimin. Fakat eğer ki sevgilini sadece etrafında yaşanan bir günlük gelişmelerden ötürü biraz daha fazla seviyorsan; zaten siktir git sevme. Sevgilini bir değil, her gün hatırla; sevgililer gününde de caka satmaya uğraşma kimseye.
Olmaz ama değil mi? Ne sevgilin bunu kabul eder şartlandığı için, ne de sen kabul edersin onu etkilemeyi denediğin için...
Küçük çapta başla, ona hediye al. Bir üst seviyeye geç, romantik bir restoranda günün anlam ve önemini açıklayan bir konuşma yap. Lise müdüründen farksız... Yetmez, yetmesin de; sevgilin için bir yeri kapat, boğazda lüks bir romantizm soslu yemek ye onunla. Cebindeki tomarla veya yakmaya değmeyecek banknotlarla romantizmin dibine vurma eğilimleri.

Kadınlar günü? Eşine veya sevgilisine fiziksel zarar vermiş hanzo zaten kutlamasın Kadınlar Günü'nü kimsenin. Veya yattığı erkeklerin penis boyunu, cinsel performansını ağza sakız eden kadın kısmısı teşekkür etmesin yapılan kutlamalara. Aldatan erkek bir kez daha "Ben seni çok önemsiyorum aşkım" moduna girmesin, "Ben bir kadınım, yer ver, kibar ol bana karşı" diyen kadın eşitliği savunmasın. Bu eşitliğin birden çok daha fazla parametresi var be güzelim. Aklın ermez demiyorum, uğraşsan sen de anlarsın bir eşitlik olmadığını. Ancak savaşında değiliz hiç birimiz eşitliğin; bizim savaşını verdiğimiz konu kimin üstün olduğu... Bu kadar açık işte.

Tabi bir yerde, her gün alkollü kocasından dayak yiyen ev hanımının tepkisine veya çığlıklarına karşılık "Aile içi, biz karışmayalım" şeklinde 3 maymunu oynayan çevrenin tepkisini; sevgilisine "Ağzını burnunu kırarım!" -bunu Cumartesi gecesi, etkileyici bir kadını yolda beklerken duymuştum- diyen elemanı, işyerinde patronu tarafından cinsel tacize uğrayan kadının mapusa girse şişlenecek-ki sevdiğim bir hapishane raconudur, tecavüzcülere karşı alınan sert tavır- patronunu ayrı bir yere koyarak yazıyorum çünkü onlarla ilgili söyleyecek bir çuval küfürden başka lafım yok. İstisnaları kaidenin dışında tutarak genelleme yapıyorum ilk defa, bir kadının incinmesine veya ağlamasına dayanamadığım için.
Yüzüne tükürmeyeceğin bu tip adamların bahsi, apayrı bir yazının konusu olur muhtemelen. Bense bu kadar sarpa saran ve beceremediğimi bu denli düşündüğüm bir yazıdan sonra, bir yudum daha alırım şişeden; bir kez daha derim ki, "bitiyorum/başlıyorum, dipte/şafaklı, sıkıntılı/rahat ancak bu benim dünyam, bunu ben yarattım ve sonuçları kimi zaman acı olsa da; katlanmamak için hiç bir sebebim yok." (İntihara meğilli olduğumu düşünenler için yazdım son cümleyi.)

http://bosmideyeikidubleviski.blogspot.com/2011/03/kadnlar-gunu-ve-diger-tum-ozel.html

11 Nisan 2011 Pazartesi

Paulo Coelho

Bu yazıyı ben yazmadım, Ekşi'de bir kardeşim yazmış(nick'i "ozlenen kucuk kardes).
Velhasıl, çok da güzel yazmış ki kendisinden izin isteyerek burada paylaşmak istedim... Link şu: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=22987333

yazı da bu:
şimdi ben bu adamın hiç bir kitabını okumadım bugüne kadar yalan yok. zaten normalde de kitap okumayan bi adamım. son okuduğum kitap yunus çengel'in akışkanlar kitabıydı ki halen masanın üzerinde duruyor, çarşamba sınav var yine okumak zorunda kalacağım ama konumuz akışkanlar mekaniği değil, paulo coelho ve kendisinin hatunları bam telinden vurma sanatı.

belki kitaplarında kadın erkek ilişkilerinde, hatunların tarafında yer almaya yönelik bir eğilim yoktur. bunu bilemiyorum. okumadım kendisini, okumam da. tarz meselesi bu. ama bakıyorum twitter'da olsun, facebook'ta olsun hep bu elemanın, böle "aman siz kızlar çok zeki, çok narin nazenin varlıklarsınız, biz erkekler olacak orospu çocuklarının ne haddine sizi anlamak. sizi mutlu etmeye çalışsak yeter" tandanslı yazıları, canciş canciş, şeker mi şeker kızlar tarafından bıkmadan usanmadan paylaşılıyor. kızların kankaları tarafından da like'lanıyor. oturdum bunun üstüne kafa patlattım. acaba adamın amacı neydi? karıyı kızı pohpohlayıp sonunda ilişkisi yeni bitmiş kızı teselli edici piç ayağına mı yatmayı planlıyordu? e ulan adam brezilyalı? brezilyalı dediğin ya sambacı olur ya capoeirista olur ya futbolcu olur. sambacı ise zaten dansçı hatunları götürür, capoeirista ise hayvan gibi fiziği olur, bir de işin felsefik kısmında aşmış olur, topçu ise zaten paraya para demez. e bu adam nasıl brezilyalı o zaman?

ben kendisinin brezilyalı olduğuna inanmak isteyerek, kendisinin kadınları övüp erkekleri aşağıladığı lafların ironiden ibaret olduğunu düşünmek istiyorum. neymiş bi kadını anlamaya çalışmayacakmışız, zaten anlayamazmışız. ulan amınakodumun çocuğu, anlarım anlamam sana ne? kadınlara yönelik ne diyor? erkekleri sevmenize gerek yok, onları anlamanız yeterli. ulan yavşak neden sevmelerine gerek yok. bırak öle yarak kürek laflar etme. kadınlar erkekleri sevsin anlasın erkekler kadınları sevsin anlasın. sırf sen üç beş tane türk kızının rüyalarını süsleyeceksin diye milyonları (hem kızları beyaz atlı prenslerini bekleterek hem de o kızların elemanlara siktir çekmesini sağlayarak) sap bırakıyorsun. farkında mısın yaptığın rezilliğin. müzik konusunda yann tiersenn ne ise gözümde, sen de osun. o yavşak nasıl bi milletin genç jenerasyonunun romantizm algılarını sikerttiyse, sen de aynı genç jenerasyonun ilişkilere yaklaşımlarını sikertiyorsun. e oldu olacak vermeyin diye basın açıklaması yap. hiç birisi sizi haketmiyor hepinizi ben lüleden emecem de? arkadan da yann tiersenn gelsin akordeonuyla, "akordeon çalıyorum, fransızca konuşuyorum, lütfen size yazılan çocukları siktiredin ve bana gelin, orgy'den orgy'e koşalım" desin. ayar ettiniz ulan beni.